Dava


Kitabın ismi: Dava
Kitabın özgün ismi: Der Proceß
Yazarın ismi: Franz Kafka
Yayınevi: Aylak Adam
Baskı tarihi: Kasım 2017
Sayfa sayısı: 232
Tür: Roman
Çeviren: Özge Yüksel Ertuş
Arka Kapak
Kafka belki de edebiyatımızın kâhinidir. Korku Çağı’nın adalet anlayışını, adalet eliyle uygulanan baskıyı ve faşizmi gören ve bunu edebiyata ilk aktarandır. Ortada bir suçlu vardır. Fakat suçun ne olduğu belli değildir. İnsan bilmediği ve işlemediği bir suçla çepeçevre sarılmıştır. Kendi suçunu kendisinin bulması istenmektedir. Kuşatılmış ve çaresiz bırakılmış 21.Yüzyıl insanı sizce de 21.Yüzyılda hala aynı şekilde bireysel ve toplumsal bir işkence sarmalının içinde kendine bir hava boşluğu aramıyor mu? Davayı okumak ve anlamak hem geçen yüzyılı hem de günümüzü anlamak olacaktır belki de.
Yazarın Hayatı
Franz Kafka (3Temmuz1883-3Haziran1924)
Modern dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. Temmuz 1883’te Prag’da ufak moda eşyalar satan bir dükkân işleten Hermann ve Julie Kafka’nın altı çocuğunun ilki olarak dünyaya gelmiştir. İki erkek kardeşi daha bebekken ölmüştür. Hukuk okumuş, boş zamanlarında yazmaya başlamıştır. Kısa öykülerini, ilk olarak Betrachtung başlığı altında,1912yılından itibaren yayımlamaya başlamıştır. Kafka’nın duygusal deneyimleri ve ailesiyle olan ilişkileri eserlerinde, özellikle günlük ve mektuplarında ifade bulmuştur. Yedi kitap yazmış, bunların yanında üç tamamlanmış roman ve birçok mektup ile günlük bırakmıştır.
Kafka yakın arkadaşı Max Brod’dan öldüğünde tüm eserlerini yakmasını istemiştir. Max Brod’u bu isteği yerine getirmemesi sayesinde bugün onun eserlerini okuma şansına sahibiz.
Tahlil
Kitabımız 10 bölümden oluşmakta;
1.Tutuklama
2.Bayan Grubach’la Sonra Bürstner’le konuşma
3.İlk soruşturma
4.Boş toplantı salonunda/Üniversite öğrencisi/Kalem odaları
5.Dayakçı
6.Amca/Leni
7.Avukat/Fabrikatör/Ressam
8.Tüccar Block/Avukatın azli
9.Katedralde
10.Son
Kitabımızın başlangıcında neden tutuklandığını bilmeyen, kendince iftiraya uğramış olduğunu sanan Josepf K. isimli, bankada çalışan bir büro şefiyle karşı karşıyayız. K’yi tutuklamak için gardiyanlar evi basmıştır. Fakat bu gardiyanlar K’ye neyle suçlanarak tutukladıkları söylemezler.
K’nin içinde bulunduğu durum hiç alışılagelmiş bir durum değildir. Çünkü K’ye tutuklanmasına rağmen rutin hayatına devam edebileceği söylenir. K, İlk zamanlar işin ciddiyetini kavrayamaz. Bunun hep geçici bir şey olduğunu zanneder ve kendince bu saçmalığı merak etmeyi anlamsız bulur.
Kitabımızın ilerleyen bölümlerinde K, ilk duruşması için mahkemeye çağırılır. Fakat K’nin çağrıldığı mahkeme hiç de olağan bir mahkeme gibi değildir. K’nin davasıyla ilgilenen hâkimler de normal hâkim statüsünde değildirler. Zaten roman boyunca K’nin karşısına hep esrarengiz mahkemelerin alt kademedeki esrarengiz temsilcileri çıkmıştır.
K, artık davasını ciddiye almaya başladığı günlerde beklenmedik bir misafir onu ziyaret eder. Bu K’nin amcası Karl’dır. Karl davayı duymuştur. Karl, K’yi davadan uzaklaştırmak için onu taşraya davet eder. Fakat K gelmek istemez. Bunun üzerine amcası K’ye yardım edebilmek için şehirde kalır ve ona bir avukat ayarlamayı düşünür. Bu Avukat Huld’tur. Huld hasta ve yaşlı bir avukattır. İşin garip tarafı avukat K‘nin davasından haberdardır. K ve Karl dava için avukat Huld ile çalışmaya başlarlar. Huld, mahkeme çevrelerinde etkisi olduğunu düşünerek kendine çok güvenir fakat davada başarılı olamaz. Çünkü dava yıllarca sürer ve K ne tutuklu olmaktan kurtulur ne de beraat edebilir. Yargılamalar hep sürüncemede kalmıştır. Bunun üzerine K avukatı azledip davayı kendisinin yürütmesi gerektiğini düşünür.
K kendi davasıyla kendi ilgilendiği sırada bankadaki işler için bankaya bir fabrikatör gelir. Bu fabrikatör de ofisi için resim satın aldığı mahkeme ressamı sayesinde ona yardım edebileceğini söyler. K’nin şu ana kadar çalıştığı ve yardım almak istediği herkes gibi fabrikatör ve ressam davadan haberdardır. Ve bu kişiler davanın seyrini kişisel ilişkileri nedeniyle değiştirebileceklerini söylerler. Ayrıca K, bu kişilerin tuhaf bir şekilde mahkemeyle bağlantıları olduğunu görmüştür.
K avukatı azletmek için avukatın evine gittiğinde orada başka bir müvekkil ile tanışır. Bu müvekkil bir tüccardır avukat Huld’dan başka altı avukatla daha çalışmaktadır ve davası yıllarca süren, sürmeye de devam eden bir tüccardır. Tüccar dava ile ilgili akıl vermeye çalışır. Fakat tıpkı diğerleri gibi onun da yardımları K’nin davası için yarar sağlamaz.
Kitabımızın son bölümlerine yaklaşırken K’ye banka için çok önemli olan ve ilk kez bu şehri ziyaret edecek olan İtalyan iş ortağını gezdirme görevi verilir. Bu görev için ilk yer olarak katedral seçilir. K, katedrale tam vaktinde gider fakat İtalyan iş ortağı gelmez beklemeye başlar.
O sırada Katedral ’de cezaevi papazıyla karşılaşır. Ve papaz, K’ye bir hikâye anlatır. Aslında bu hikâye de K’nin davasıyla ilgilidir. Fakat K bu ilişiği anlayamaz.
Romanımızın sonuna geldiğimizde K artık bu görünmez ve bilinmez davanın karşısında kaderine razı olur. Nereye varacağını bilmediği bu davaya boyun eğer, teslim olur ve daha önce hiç karşılaşmadığı kişilerce ıssız bir yerde idam edilir.
Romanımızı anladığım kadarıyla içeriğini vermeye çalıştım. Dava romanıyla ilgili izlenimlerimi kısaca açıklayacak olursam şöyle diyebilirim.
Dava romanı, insanların çaresizlik içerisinde, yaşamları boyunca boyun eğmek zorunda kaldıkları, alışılagelmiş dünya düzeniyle, yönetimle otorite sahibi insanların baskısıyla, zulmüyle mücadele edişlerini konu alan bir kitap. Okuyucuyu derin düşündürmeye ve merak ettirmeye iten etkileyici bir roman.
Kitap hakkında olumsuz bir eleştiride bulunmam gerekirse şunları söyleyebilirim. Kitapta zaman zaman belirsiz olaylara yer verilmiş ve çok da gerekli olmayan kişiler olaylarla iç içe bulundurulmuştur. Bu da okuyucu biraz sıkabilir fakat vermek istediği mesaj açısından ve okuduktan sonra da durup düşündürmesi, sorgulatması bakımından mutlaka okunması gereken bir kitap. Özellikle de biz hukuk öğrencileri için. Şimdiden keyifli okumalar!

Dava” te bir düşünce

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir