SİYASET TEORİSİNE GİRİŞ

SİYASET TEORİSİNE GİRİŞ- ATİLLA YAYLA
ARKA KAPAK
Siyaset teorisi, hem ele aldığı konular hem de perspektifi bakımından alanında benzersiz bir eser. Siyasetin nasıl olması gerektiğini anlattığı kadar nasıl olmaması gerektiğini ele alan bu kitapta, benzer çalışmalarda karşılaşamayacağınız devlet-ekonomi ilişkisi, ideolojilerin demokrasiyle uzlaşmasının ve uzlaşmamasının nedenleri, bireysel menfaat arayışının topluma fayda mı yoksa zarar mı vereceği, İslam’ın demokrasiyle bağdaşıp bağdaşmadığı gibi ilginç mevzularda ufuk açıcı bilgi ve yorumlar bulabilirsiniz. Siyaset Teorisine Giriş hem siyaset bilimi okuyan gençler hem de siyasete meraklı kimseler için bir başucu kitabıdır.
Kitabın İsmi: Siyaset Teorisine Giriş
Yazarın İsmi: Atilla Yayla
Yayınevi: Kesit Yayınları
Baskı Tarihi: 2014
Sayfa Sayısı: 279
Türü: Siyaset Bilimi- Politika

YAZAR
Atilla Yayla 3 Mart 1957’ de dünyaya gelmiştir. 1980’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını (1986) Ankara Üniversitesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve Plato Meslek Yüksek okulunda görev yaptı. Londra Üniversitesi, George Mason Üniversitesi ve Backingham Üniversitesi’nde ziyaretçi ve misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Halen Medipol Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak yer almaktadır. Siyaset teorisi, sosyal teori ve politik iktisat alanında çalışmalar yapıyor. Eserlerinde demokrasi, insan hakları, hukukun hakimiyeti, adalet, piyasa ekonomisi, barış gibi konularla meşgul oluyor. Liberal Düşünce Topluluğu bünyesinde fikrî sivil toplum faaliyetleri yürütüyor.
TAHLİL
Kitabımız sekiz bölümden oluşuyor:
I. Bölüm: Siyaset Nedir, Nasıl İncelenmelidir?
II. Bölüm: Çağdaş Bir Rejim: Liberal Demokrasi
III. Bölüm: Demokrasi ve Sosyalizm
IV. Bölüm: İslâm ve Demokrasi
V. Bölüm: Anayasa, Anayasacılık ve Anayasal Yönetim
VI. Bölüm: Siyasi Yönetimin Sınırları
VII. Bölüm: Bireyler, Gruplar ve Demokratik Siyaset
VIII. Bölüm: Siyasal Partiler ve Siyasî Sistem
Siyaset Teorisine Giriş kitabı, adının hakkını veriyor. Yolculuğa Antik Yunan’dan beri tartışılan ve bugüne kadar birçok düşünürün kafa yorduğu “Siyaset Nedir?” sorusu ile başlıyoruz. Üslubu giriş kitabı için yerinde olmakla birlikte yalın anlatımıyla siyasete karşı set çekmiş kişileri bile içine çekebilecek nitelikte. Özellikle biz hukuk öğrencilerinin, ister istemez kendisini içerisinde bulduğu siyaset biliminde de ders materyali mahiyetinde kullanılabilir.
Yayla, siyaset bilimine giriş yaptıktan sonra sıra kitabın bel kemiği olan demokrasiye geliyor. Demokrasi kısmı temel olarak üç bölümden oluşuyor. İlk olarak “Demokrasi- Liberalizm” ilişkisiyle başlıyoruz. Liberalizmin ‘siyasî bir teori mi yoksa iktisadî bir teori mi’ olduğunu tartıştıktan sonra sıra liberalizmin tarihsel ve düşünsel anlamda gelişmelerine ve bunların ortak özelliklerine geliyor. Demokrasi- insan hakları ilişkisi ve kanun yapma yolu olarak demokrasiyi inceledikten sonra demokrasinin ikinci boyutu olan “Demokrasi ve Sosyalizm” e geçiş yapıyoruz. Bu bölümde Yayla’nın açıkça liberal bir bakış açısıyla sosyalizm-demokrasi ilişkisini nasıl değerlendirdiğini görüyoruz. Yayla, sosyalizmin genel çapta bir incelemesini yapıyor ve ardından demokrasi ve sosyalizmi ‘imkânsız birliktelik’ olarak nitelendiriyor. Bu bölümü bitirmeden Türkiye ve Avrupa’daki sosyal demokratlara değiniyor. Söylemeden edemeyeceğim: Sosyal demokrasi ve demokratik sosyalizmin karıştırılmasından hayli bunalmış görünüyor. Demokrasi ile ilgili olan üçüncü bölümümüz “İslâm ve Demokrasi”. ‘İslâm Demokrasi İlişkisi Niçin İncelenmeli?’ sorusunu işte şöyle yanıtlıyor:
“Sosyalizm ile demokrasi arasındaki ilişkiler konusunda bilgi ve kavrayışlar gitgide netleşirken, İslâm- demokrasi ilişkisi gitgide bulanıklaşmaktadır. S. Huntington’un üçüncü demokrasi dalgası olarak adlandırdığı, 1970’lerde İspanya ve Portekiz’in demokratikleşmesiyle başlayan, 1989’dan itibaren Doğu Avrupa sosyalist rejimlerinin yıkılmasıyla iyice hızlanan ve şimdilerde sona erip ermediği tartışılan yeni demokratikleşme dalgasının en az etkilediği, daha doğrusu hiç etkilemediği ülkeler Orta Doğu’nun Müslüman ülkeleridir. Daha kötüsü, bölgesinin başlıca “demokratik” ülkesi olduğunu söyleyen Türkiye’de, 1990’ların başlarından 2000’lere kadar demokrasinin geriye gitmiş olmasıdır. Gerçekten, demokrasinin dünya çapındaki standartları açısından bakıldığında, üçüncü demokrasi dalgası boyunca Türkiye’nin siyasî rejiminin demokratiklik derecesinin güçlenmeyip gerilediği ve bu gerilemeye yol açan eylem ve düzenlemelerin, talihsiz bir şekilde, “demokrasiyi koruma adına” yapıldığı görülmektedir. Bu durum, gündemden hiç düşmeyen bir konu olan İslâm demokrasi ilişkilerinin yeniden ele alınmasını gerektirmektedir…”
Naçizane fikrim, bu bölüm kitabın en önemli kısımlarından biridir. Yazar, her iki görüşün (İslâm demokrasiye uygundur/değildir.) dokümanlar ve bu konuda öne çıkan isimler üzerinden tahlilini ve tenkitini yapıyor. Ayrıca İslâm’ın siyasî ve hukukî sistem boyutu, lâikliğin farklı boyutları ve demokrasi ile ilişkisi de bu bölümde incelenmekte. Günümüzde birçok Orta Doğu- Müslüman ülkelerindeki iç karışıklıkları ve tarihi girişimleri genel bir çerçevede anlamak için güzel bir kaynak. Demokrasi ve İslâm bölümünü de böyle sonlandırıyoruz.
Kitabımızın bir diğer kısmı: “Anayasa, Anayasacılık ve Anayasal Yönetim”. Yayla, bu kısmı genel olarak liberalizmin ilkeleri olan kuvvetler ayrılığı ve anayasalcılık üzerinden değerlendiriyor. Anayasa dersi görürken yardımcı kaynak olarak kullanılması yararlı olabilir.
Sonraki kısım: “Siyasi Yönetimin Sınırları”. Bu kısımda ekonomik sistemler üzerinden gidiyoruz. Yazarımız özellikle “Kaynakların etkin dağılımı ve verimli kullanımı piyasa ekonomisini en fazla zenginlik ve en yaygın refah üreten ekonomik sistem haline getirmektedir.” diyerek taraf olduğu piyasa ekonomisi üzerinde durmaktadır. Piyasa ekonomisinin gerektirdiği üzere ‘Devlet Niçin Müdahale Etmemeli?’ ve ‘Sivil toplumun piyasa ekonomisi ile ilişkisi nasıl olmalı?’ soruları da bu kısımda yanıtlanıyor.
Kitabımızın VII. bölümü olan “Bireyler, Gruplar ve Demokratik Siyaset” konusu birçok alt başlıkta detaylıca incelenmiş. Topluma bireyci ve kolektivist olmak üzere iki farklı bakış açısından bakarak bunların hangi sonuçlara yol açabileceğini, farklı açıdan çıkarları ele alıyoruz. Ayrıca çıkar grupları farklı konu başlıkları altında detaylandırılmış. Plüralizm, korporatizm, elitizm birbirleri ile karşılaştırma dâhilinde incelenmiş. Bu kısımda kaçınılmaz olarak üzerinde durulması gereken kısım ‘sınıfların siyasetle ilişkisi’ kısmıdır. Yayla, bu konuyu hayli iddialı işlemiş. Katılıp katılmamak okuyucuya kalmıştır. Son bölümümüz “Siyasal Partiler ve Siyasi Sistem”. Yazarımız girizgâhı şöyle yapıyor:
“Siyasî partiler çağdaş siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri olmuştur. İlginç bir şekilde, sadece demokratik sistemlerde değil, anti-demokratik olanlarda bile siyasî partiler önemli roller oynamaktadır…”
Ardından partilerin unsurları, fonksiyonları, doğuşları, yapıları, olumsuzlukları ve yararları işleniyor. Partiler ve demokrasi incelenirken ‘Daha iyi bir demokrasi nasıl olmalı?’ gibi epeyce önemli sorular üzerinde de duruluyor.
Kitabımızın genel olarak içeriğini vermeye çalıştım. Siyaset Teorisine Giriş, hayatımızın artık bir parçası haline gelmiş politika havuzunda yüzmeyi öğrenmek için okunabilecek bir kitap. Yazarımız gayet yalın bir dille ve liberal bakış açısıyla siyaset teorisine bir giriş yapmış. İnsanı gereksiz detaylarla sıkmıyor, her konuda yeterli ana çerçeveyi veriyor. Siyaset teorisine giriş için başka görüşten kitaplarla birlikte okunmasını tavsiye ediyorum. Ayrıca, kitap sonunda liste olarak verilmiş nitelikli bir kaynakça da sizleri bekliyor olacak.

S. Huntington’un üçüncü demokrasi dalgası olarak adlandırdığı, 1970’lerde İspanya ve Portekiz’in demokratikleşmesiyle başlayan, 1989’dan itibaren Doğu Avrupa sosyalist rejimlerinin yıkılmasıyla iyice hızlanan ve şimdilerde sona erip ermediği tartışılan yeni demokratikleşme dalgasının en az etkilediği, daha doğrusu hiç etkilemediği ülkeler Orta Doğu’nun Müslüman ülkeleridir.

Samuel. F. Huntington, “Üçüncü Demokrasi Dalgası”, Çev. Eralp Yalçın, Atilla Yayla (der.) Sosyal ve Siyasal Teori (Ankara: Siyasal Kitabevi, 1993) içinde, s.80-105.

Gerçekten, demokrasinin dünya çapındaki standartları açısından bakıldığında, üçüncü demokrasi dalgası boyunca Türkiye’nin siyasî rejiminin demokratiklik derecesinin güçlenmeyip gerilediği ve bu gerilemeye yol açan eylem ve düzenlemelerin, talihsiz bir şekilde, “demokrasiyi koruma adına” yapıldığı görülmektedir.

Türkiye demokrasisinin gerileme sürecinin tarihsel kaydı ve liberal demokrat perspektiften analizi için bkz.: Mustafa Erdoğan, Rejim Sorunu (Ankara: Vadi Yayınları, 1997). (yazarın notu)

Bu durum, gündemden hiç düşmeyen bir konu olan İslâm demokrasi ilişkilerinin yeniden ele alınmasını gerektirmektedir…”

Siyaset Teorisine Giriş (Yayla, 2014), s. 97

Sonraki kısım: “Siyasi Yönetimin Sınırları”. Bu kısımda ekonomik sistemler üzerinden gidiyoruz. Yazarımız özellikle “Kaynakların etkin dağılımı ve verimli kullanımı piyasa ekonomisini en fazla zenginlik ve en yaygın refah üreten ekonomik sistem haline getirmektedir.”

Erdal Türkkan, “Piyasa Mekanizması ve İşleyebilir Rekabet”, Atilla Yayla (Der.), Sosyal ve Siyasal Teori (Ankara: Siyasal Kitabevi, 1993) içinde, s.207-212. Bunun tersine bir görüş için bkz.: Adam Przeworski, “Neoliberal Yanılgı”, Diamond ve Plattner, Kapitalizm…, s 56-76. (yazarın notu) Siyaset Teorisine Giriş (Yayla, 2014), s.174-175.

“Siyasî partiler çağdaş siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri olmuştur. İlginç bir şekilde, sadece demokratik sistemlerde değil, anti-demokratik olanlarda bile siyasî partiler önemli roller oynamaktadır…”

Siyaset Teorisine Giriş, s.243.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir