KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI VE UNUTULMA HAKKI KAVRAMLARININ HUKUKSAL BOYUTU

 

 

 

KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI VE UNUTULMA HAKKI KAVRAMLARININ HUKUKSAL BOYUTU

 

 

ÖZET

Son yıllarda artan teknolojik gelişmeler ile bireyler dijital ortamlara yönelmeye başlamış ve buna bağlı olarak internet ve diğer sosyal ağların kullanım oranları da artmıştır. Bu gelişmeler ile bireylerin kişisel verilerine ulaşmak daha kolay hale gelmiştir. Ancak bireyler kişisel verilerinin kolayca elde edilebilmesi hususunda endişe ve güvensizlik hissine kapılarak bunların devlet tarafından korunmasına ihtiyaç duymuşlardır. Bu çalışmada kişisel verilerin tarihsel boyutu incelenerek kişisel verilerin korunması amacıyla uluslararası örgütler tarafından yapılan çalışmalar ve iç hukukumuzda bu konuda düzenlenmiş kanunların içeriğinden bahsedilmektedir. Bunun yanı sıra, kişisel verilerin korunması bağlamında ortaya çıkmış olan unutulma hakkı kavramının ortaya çıkışı, hukuki niteliği ve uluslararası hukuktaki yeri ile Türk hukukunda unutulma hakkı ile ilgili yargı kararları incelenmiştir.

 

Anahtar Kelimeler: Kişisel veri, Sosyal ağlar, Unutulma hakkı

 

 

GİRİŞ

İnsan sosyal bir çevreye ihtiyaç duyduğu gibi kendine özel bir yaşam alanına da ihtiyaç duyan bir varlıktır. Özel hayat, bireyin kendine özgü olan, kendi hayatının isteği dışında kamuya gösterilmesini istemediği ve rahatsız edilmeyi istemediği yaşam alanıdır. Bireyler başkaları tarafından bilinmesini istemediği bilgileri içeren bir özel hayat hakkına sahiptir. Bu nedenle devlet bireylerin özel hayat hakkını korumakla ve özel hayatın güvenliğine özen göstermekle yükümlüdür. Kişisel verilerin korunması kavramı ise özel hayat kavramının içinde barındırmış olduğu bir konudur. Kişisel verilerin korunması ile ilgili hukuki düzenlemelerin genellikle özel hayatın gizliliği başlığının altında ele alınması da özel hayatın gizliliği ile kişisel verilerin korunması arasında bir ilişkinin mevcut olduğunun göstergesidir.(1)

Dijital hafızada yer alan ve bireye ait olan verilerin bireyi rahatsız etmesi nedeniyle bir daha geri getirilmemek üzere silinmesi olan unutulma hakkı da kişisel verilerin korunması hakkının bir görünümü olarak kabul edilmektedir.(2)

  1. KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI

Kişisel veri, bireyleri birbirinden farklı kılan ve kimliklerini bariz şekilde ortaya çıkaran bilgilerdir. Kişinin iletişim bilgileri, kimlik bilgileri, gelir durumu, sağlık bilgileri, siyasi görüşü veya dini inancına ait bilgiler kişisel veri olarak kabul edilir.(3) Bireyin kişisel verilerinin korunması hakkına sahip olması temel hak ve özgürlükler dâhilindedir. Kişi bu hakkı ile onurlu bir yaşama kavuşur, kişisel verileri üzerinde tasarrufta bulunabilir veya özel hayatı ile ilgili geçmişteki bir meselenin gündeme gelmesini istemeyerek bunun önüne geçebilir.(4) Kişiye ait ses ve görüntü de kişisel verilerin korunması hakkı kapsamında kabul edilir. Zira kişinin ses ve görüntüsü de nitelik bakımından bireyleri birbirinden farklı kılar. Kişinin rızası olmadan sesinin kaydedilmesi, fotoğraf veya videosunun çekilmesi ve/veya bunların paylaşılması kişisel verilerin korunması hakkının ihlali olduğu gibi kişilik hakkının da ihlalidir.

 

        (1) Çelik, Yeşim (2017) ‘Özel Hayatın Gizliliğinin Yansıması Olarak Kişisel Verilerin Korunması Ve Bu Bağlamda Unutulma Hakkı’ Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S: 32, C: 8, s. 392

        (2) Elmalıca, Hasan (2016) ‘Bilişim Çağının Ortaya Çıkardığı Temel Bir İnsan Hakkı Olarak Unutulma Hakkı’ Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S: 65, C: 4, s. 1611

        (3)Çelik, 395

        (4)Elmalıca, 1608

 

Ancak bir istisna olan kamu yararı bakımından kişinin ses ve görüntüsünün kaydedilmesi ve paylaşılması hukuka aykırı bir nitelik taşımamaktadır. (5)

Kişisel verilerin korunması hakkı gerçek kişilere ait bilgiler olabileceği gibi bazı görüşlere göre tüzel kişiler de kişisel verilerin korunması hakkına sahip olabilir. Bir görüşe göre; sadece özel kişilerin özel hayatı olabilir ve bu nedenle tüzel kişiler kişisel verilerin korunması hakkından yararlanamaz. AİHM içtihatlarında bu görüş doğrultusunda alınan kararlar mevcuttur. Diğer bir görüşe göre ise; tüzel kişilere ait veriler sayesinde gerçek kişilerin kişisel verilerine ulaşmak mümkünse bu tüzel kişilerin verileri de korunmalıdır.(6)

  1. TARİHSEL SÜREÇ İÇERİSİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI

Kişisel verilerin korunması kavramı günümüzde teknolojik gelişmelerin artması sonucu meydana gelen güvensizlik hissine bağlı olarak ortaya çıkmış gibi gözükse de tarihi daha eskilere dayanmaktadır. Örneğin, Antik Çağ döneminde hekimin sır saklama yükümlülüğünü düzenleyen “Hipokrat Yemini” hekime hasta konumundaki kişinin sağlık bilgilerinin hastanın rızası alınmadan paylaşmama yükümlüğünü yüklemiştir. Sır saklama yükümlülüğü, sonrasında yalnızca hekimler için değil diğer meslek gruplarının bazılarında da (Bankacılık, Avukatlık, Noterlik, vb.) geçerli olmuştur.(7)

  1. yüzyılın ortalarında bilgisayarların kullanılmaya başlanması ile birlikte kişisel verilere kolayca ulaşılabileceği ve bunların kaydedilip depolanabileceği toplumda bir endişe durumu yaratmıştır. Bu nedenle, bilgisayar teknolojisinin kişisel verileri tehlikeye atması karşısında kişisel verilerin korunmasına dair bazı önlemler alınmıştır. Ancak hızla gelişen teknolojinin kişisel veriler açısından oluşturduğu tehditlere karşı alınan bu önlemler yetersiz kalmış ve bireyler kişisel verilerinin paylaşılması konusunda yeni tehlikelerle karşı karşıya kalmıştır. Teknolojik gelişmelerin gün geçtikçe artması kişisel verilerin korunması açısından önüne geçilemeyecek boyutlara gelmiştir.(8)

 

         (5)Avcıoğlu, Nur Halet (2018) ‘Türk Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması Hakkı’ (Yüksek Lisans) KTO Karatay Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 10

         (6)Aydın, Sedat Erdem (2014) ‘AİHM İçtihatları Bağlamında Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu’ (Yüksek Lisans), İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 8

         (7)Büyükay, Yusuf (2004) ‘Hekimin Sır Saklama Yükümlülüğü’ AÜEFHD S: 1-2, C: 8, s. 384

         (8)Çelik, 397

 

 

1960’lı yıllardan sonra iş gücü, toprak ve sermayenin önemi azalarak yerini bilgiye bırakmıştır. Bilgilerinin ele geçirilmesi kişiye maddi ve manevi olarak büyük zararlar verebilecek kadar önemli bir hale gelmiştir. Bu durum, bilgilerin korunması bakımından ulusal ve uluslararası düzenlemeler yapılmasını gerekli kılmıştır.(9)

  1. KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA İLİŞKİN ULUSLARARASI DÜZENLEMELER

Kişisel verilerin korunması konusunun yasal düzenlemeler ile desteklenmesinin temelinde yatan sebep insan haklarıdır. Her birey kendi özelindeki bilgileri saklama veya sınırlı kişilerle paylaşma hakkına sahiptir.(10) Bireylerin kişisel verilerinin korunması hakkı İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin 12. maddesinde özel hayatın gizliliği olarak düzenlenmiştir.(11) Buna ek olarak insan haklarının ve teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı sonuçlar Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası örgütler tarafından da düzenlemeler yapılması sonucunu doğurmuştur.(12)

  1. Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)

Avrupa ülkelerinin 2. Dünya Savaşı sebebiyle zarara uğrayan ekonomilerini toparlamak amacıyla 1948 yılında Avrupa Ekonomik İş birliği Örgütü (OEEC) kurulmuştur. OEEC, sonraki yıllarda aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 20 ülkenin katılımı ile Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Teşkilatı’na (OECD) dönüştürülmüştür. OECD, her ne kadar temelinde ekonomik amaçları barındırsa da kişisel verilerin korunması bakımından ilk uluslararası belge olma özelliğine sahip “Mahremiyetin ve Kişisel Verilerin Sınırlar Arası Aktarımının Korunması Hususunda OECD Rehber İlkeleri” adlı bir belge düzenlemiştir.

 

     (9)Avcıoğlu, 35

     (10)Avcıoğlu, 36

     (11)İnsan Hakları Evrensel Bildirisi madde 12:

“Hiç kimse, özel yaşamına, ailesine, konutuna ya da haberleşmesine yönelik keyfi müdahalelere ya da onur ve şöhretine yönelik saldırılara maruz bırakılmayacaktır. Herkesin, bu tür müdahale ya da saldırılara karşı yasa ile korunma hakkı vardır.”

     (12)Avcıoğlu, 36

 

 

Bu belge bir tavsiye niteliğinde olup üye devletleri bağlamamaktadır.(13) OECD tarafından düzenlenen bu rehber ilkelerin 2. bölümünde ülkelerin yasal düzenleme yaparken bağlı kalması gereken 8 kuraldan bahsedilmiştir. Bu kurallar şunlardır;

  • Sınırlı Bilgi Toplama
  • Veri Kalitesi
  • Amaca Özgülük
  • Kullanım Sınırlaması
  • Güvenlik Önlemleri
  • Açıklık
  • Bireyin Katılımı
  • Hesap Verebilirlik(14)
  1. Avrupa Konseyi

Kişisel verilerin korunması amacıyla Avrupa Konseyi tarafından yapılmış olan en önemli düzenleme “108 Sayılı Kişisel Nitelikteki Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Şahısların Korunmasına Dair Sözleşme”dir. Bu sözleşmenin en önemli özelliği kişisel verilerin korunması konusunda uluslararası anlamda hukuksal bağlayıcılığa sahip ilk sözleşme olmasıdır.(15) 108 sayılı Avrupa Konseyi Sözleşmesi kişisel verilerin korunmasına yönelik birtakım ilkeler düzenlemiştir. Avrupa Konseyi’ne üye olan devletler 108 sayılı Avrupa Konseyi Sözleşme hükümlerini iç hukuklarına aktarmakla veya kanunlarını bu sözleşme hükümlerine uygun olarak çıkarmakla yükümlüdür. Sözleşmenin ilkeleri kısaca şu şekildedir;

  • Verilerin belli bir niteliğinin olması (madde 5)
  • Hassas kişisel verilere yönelik özel güvence sağlanması (madde 6)
  • Kişinin kendisi hakkında kaydedilen verilere ilişkin verilere ulaşma, bilgi alma ve gerektiğinde bu bilgileri düzeltme hakkına sahip olabilmesi (madde 8)(16)

 

     (13)Aydın, 26

     (14)Avcıoğlu, 40

     (15)Çelik, 398

     (16)Aydın, 39-40

 

 

 

Avrupa Konseyi tarafından düzenlenmiş diğer bir sözleşme olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), kişisel verilerin korunması konusunu 8. maddede “Özel Yaşama ve Aile Hayatına Saygı Hakkı” başlığı kapsamında ele aldığından tam anlamıyla hukuki bir koruma sağlayamamıştır.(17)  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kişisel verilerin korunmasına yönelik ihlalleri 3 aşamalı olacak şekilde değerlendirmektedir. İlk aşamada madde 8/1 kapsamına giren konut dokunulmazlığı, aile yaşamı, özel yaşam, haberleşmenin gizliliği konusunda bir ihlalin bulunup bulunmadığını değerlendirir. İkinci aşamada madde 8/1 kapsamında bir ihlal mevcutsa aile yaşamı, özel yaşam, konut dokunulmazlığı ve haberleşmenin gizliği haklarına bir müdahale durumunun oluşup oluşmadığını inceler. Son aşamada ise madde 8/2’deki ölçütlere göre yapılan müdahalenin hukuka uygun olup olmadığı hususunda karar verir.(18)

  1. Birleşmiş Milletler

Birleşmiş Milletler, kişisel verilerin korunması konusunda 1990 yılında “Bilgisayarla İşlenen Kişisel Veri Dosyaları Hakkında Yönlendirici İlkeler” adlı bir belge düzenlemiştir. Bu belgede kişisel verilerin korunmasına dair ilkelerden bahsedilmiştir. Bu ilkeler şu şekildedir;

  • Yasallık ve dürüstlük: Kişisel veriler temel hak ve özgürlüklere ve kanuna aykırı olarak toplanmamalı ve kullanılmamalıdır.
  • Doğruluk: Toplanan veriler saklandığı süreç içerisinde sürekli olarak kontrol edilmeli ve doğruluğundan emin olunmalıdır.
  • Amacın belli ve haklı olması: Verilerin hangi amaçla toplanacağı açıkça belirtilmeli ve ilgililere bildirilmelidir.
  • İlgili kişilerin erişim hakkı: Kişiler kimliğini kanıtlama şartı ile kendileri hakkında toplanan verilerin ne tür işlemlere tabi tutulduğunu öğrenebilmelidir.
  • Ayrımcılıktan kaçınma: Kişinin dini inancı, ırkı, cinsel yaşamı, etnik kökeni gibi bilgiler yalnızca kanunun izin verdiği gerekli hallerde toplanabilir.

İstisna koyma yetkisi: Görevli makamlar, kişilerin hak ve özgürlüğünü korumak amacıyla yasallık ve dürüstlük, doğruluk, amacın belirli ve haklı olması, ilgili kişilerin erişme hakkı ilkelerinden ayrılabilir. Ancak görevli makamlara verilen bu yetki kanunda açık bir şekilde belirtilmiş olmalıdır.

     (17)Çelik, 398

     (18)Aydın, 32

 

  • Güvenlik: Kişisel verilerin toplanması, saklanması ve işlenmesi ile görevli kurumlar, verileri doğal afetlerden, kazalardan, insanlar verebileceği zararlardan koruyabilecek önlemler almalıdır.
  • Denetim ve yaptırım: Kişisel verilerin korunması amacıyla öngörülen kuralların uygulanması ve denetimlerin yapılması görevi tarafsız ve adil bir makama verilmelidir.
  • Sınır ötesi veri transferi: Saklanan kişisel verilerin bulunduğu ülkeden başka bir ülkeye aktarılması için her iki ülkenin ulusal mevzuatlarının buna izin vermesi gerekir.(19)
  1. TÜRK HUKUKUNDA KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI

Türkiye kişisel verilerin korunması konusundaki ilk adımını 108 sayılı Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni imzalamakla atmıştır. Bunun yanında Türk hukukunda kişisel verilerin korunması Anayasa, Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu ile güvence altına alınmıştır.(20) Daha sonrasında yapılan çalışmalar neticesinde 07.04.2016 tarihinde 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu yürürlüğe girmiştir.

Kişisel Verileri Koruma Kanunu yürürlüğe girmeden önce Türk Ceza Kanunu’ndaki ilgili hükümler ile kişisel verilerin korunması sağlanmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 9. bölümünde “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlığı altında kişisel mahrem verilerin ihlali ve kişisel verilerin kaydedilmesi, hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi veya yok edilmesi gibi durumlar güvence altına alınmıştır.(21) Türk Ceza Kanunu’nun 135. Maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi hususundaki düzenleme şöyledir;

Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.”(22)

 

      (19)Kılınç, Doğan (2012) ‘Anayasal Bir Hak Olarak Kişisel Verilerin Korunması’ Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S: 61, C: 3, s. 1111-1112

      (20)Çokmutlu, Metin (2014) ‘Türk Ceza Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması’ (Doktora Tezi), Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü s. 118

      (21)Kutlu, Önder & Kahraman, Selçuk, (2017) ‘Türkiye’de Kişisel Verilerin Korunması Politikasının Analizi’ Siyaset, Ekonomi ve Yönetim Araştırmaları Dergisi, S: 4, C: 5, s. 53

      (22)Türk Ceza Kanunu <https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5> s.e.t. 18.02.2021

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 1. maddesinde kanunun amacının kişisel verilerin işlenmesinde kişinin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, özel hayatın gizliliği ve kişisel verileri düzenlemekle yükümlü olan gerçek veya tüzel kişilerin uyması gereken usul ve esaslardan bahsedilmektedir. Kişisel verilerin işlenmesinde uyulması gereken ilkeler yine kanunun 4/2. maddesinde şu şekilde belirtilmektedir;

  • “Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olması,
  • Doğru ve gerektiğinde güncel olması,
  • Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenmesi,
  • İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması,
  • İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmesi”(23)

Türkiye’de kişisel verilerin korunmasını güvence altına alan birincil nitelikteki bu kanunların yanı sıra tali nitelikteki kanunlar da mevcuttur. Bunlar arasında Türk Medeni Kanunu, İş Kanunu, Banka ve Kredi Kartları Kanunu, Bankacılık Kanunu, Elektronik İmza Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu ile Yargıtay’ın bazı kararları gösterilebilir.(24)

  1. UNUTULMA HAKKI

Bireylerin kendilerine ait olan her türlü kişisel verinin dijital hafızada yer alması sebebiyle bireyi rahatsız etmesi durumunda kendi talebi üzerine bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde ortadan kaldırılması unutulma hakkı olarak adlandırılır. Bu hak, bireylere kişisel verilerini koruma ve kontrol edebilme hakkı verir.(25) Unutulma hakkı bireylerin fotoğraf, internet günlüğü gibi verilerini dijital hafızadan sildirmek istemesini kapsamakla birlikte geçmişteki cezalarını veya haklarında olumsuz yorumlar yapılmasına sebep olabilecek bilgilerini sildirmek istemesi şeklinde de ortaya çıkabilir.(26) Kişilerin kendi rızasıyla yayınladıkları verilerin silinmesini talep etmesi unutulma hakkı kapsamında kabul edilir. Ayrıca üçüncü kişiler tarafından yayınlanan kişiye ait verilerin ortadan kaldırılmasının talep edilmesi durumu da unutulma hakkı olarak kabul edilebilir.(27)

      (23)Kutlu & Kahraman, 54

      (24)Kutlu & Kahraman, 53

      (25)Elmalıca, 1611

      (26)Akgül, Aydın (2016) ‘Kişisel Verilerin Korunmasında Yeni Bir Hak: “Unutulma Hakkı” Ve AB Adalet Divanı’nın “Google Kararı” TBB Dergisi, S: 116, s. 18

      (27)Çelik, 401

  1. UNUTULMA HAKKI’NIN ORTAYA ÇIKIŞI VE HUKUKİ NİTELİĞİ

Unutulma hakkı, bireyin dijital ortamdaki izlerinin silinip silinemeyeceği ile ilgili tartışmaların bir sonucudur. Bu tartışmaların artması ve unutulma hakkı kavramının ortaya çıkışının en önemli sebebi internet kullanımının özellikle de sosyal medya kullanımının her yıl bir önceki yıla oranla artış göstermesidir.(28)

Unutulma hakkına ilişkin yapılan ilk hukuki çalışmalar incelendiğinde 2010 yılında Fransa’da bir kanuni düzenleme yapıldığı görülmektedir. Bu düzenleme ile kişilerin talebiyle telefon ve e-mail mesajlarının silinmesi hususunda internet ve telefon firmalarına yükümlülükler getirilmiştir.(29) AB Komisyonu’nun 95/46/EC sayılı Kişisel Verilerin Korunması Direktifi’nin revize edilmesi ve üye devletlerin iç hukukunda doğrudan uygulanabilir hale getirilmesi önerileri ile unutulma hakkına ilişkin tartışmaların arttığı söylenebilir. Önerilen değişiklik ile bu Direktif’in yerine kişisel verilerin korunması kapsamında bireylerin mahremiyetinin güvence altına alınması amaçlanmıştır.(30) Unutulma hakkı, Avrupa Birliği Komisyonu’nun hazırladığı 2012 tarihli taslak metninde yer almıştır. Metnin “Unutulma ve Silinme Hakkı”  başlıklı 17 maddesinde bireyin verileri toplanış amacının dışında kullanılıyorsa ve birey bu verilerin kullanılmasından rahatsızlık duyuyorsa bireye bu verilerinin silinmesini talep etme hakkı tanınmıştır. Bu maddenin önemi ise unutulma hakkının ilk defa bariz bir şekilde düzenleme altına alınmış olmasıdır. Ancak bu değişiklik önerisi yürürlüğe girmeden önce Avrupa Birliği Adalet Divanı tarafından alınan bir karar ile unutulma hakkı hukuki bir zemine oturtulmuştur. AB Adalet Divanı’nın bu düzenlemesi unutulma hakkı konusundaki ilk içtihadı oluşturmuş ve unutulma hakkının sınırlarının oluşması açısından büyük öneme sahip olmuştur.(31)

 

       (28)Gülener, Serdar (2012) ‘Dijital Hafızadan Silinmeyi İstemek: Temel Bir İnsan Hakkı Olarak “Unutulma Hakkı” TBB Dergisi, S: 102, s. 221

       (29)Çelik, 401

       (30)Tekin, Nurullah (2014) ‘Kişisel Verilerin Korunması İle İlgili Türkiye’deki Kanun Tasarısının Avrupa Birliği Veri Koruma Direktifi Işığında Değerlendirilmesi’ Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, S: 4, C: 0, s. 243

       (31) Elmalıca, 1612

 

 

 

  1. UNUTULMA HAKKI İLE İLGİLİ YARGI KARARLARI
  1. Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın “Google” Kararı

Avrupa Birliği’nin en üst mahkemesi olan AB Adalet Divanı’nın 13 Mayıs 2014 tarihinde vermiş olduğu “Google Kararı” unutulma hakkı bakımından hukuksal bir zeminin oluşturulması için son derece önemli bir karardır.(32) Söz konusu davada internet kullanıcıları tarafından Google arama motoruna  “Mr. Costeja González” isimli avukatın ismi girildiğinde, “La Vanguardia” adlı bir resmi gazete bulunan ve Costeja González’in isminin açıkça belirtildiği sosyal güvenlik borçları sebebiyle hakkında yapılan haciz işlemini konu alan haberin yer almasından bahsedilmektedir. Yerel mahkeme Google için Costeja González ile ilgili haberleri içeren linklerin kaldırılması kararı vermiştir. Ancak sonrasında Google gazete ile ilgili bir kararın verilmemesi gerekçesiyle temyize gitmiş ve Yüksek Mahkeme bu durumu AB Adalet Divanı’na bildirmiştir. 13 Mayıs 2014 tarihinde AB Adalet Divanı tarafından 95/46/EC sayılı Direktif’e dayanarak verilen karar ile unutulma hakkına bir geçerlilik kazandırılmıştır. Google bu kararda, birtakım kişisel verilerin silinmesi ile ilgili zorlamaların kamunun bilgi edinmesini engelleyeceğini savunmuştur. Mahkeme ise kişilerin özel hayatını kapsayan verilerin korunmasının, kişilerin bilgi edinme hakkından üstün olduğunu belirterek bu savunmayı yerinde bir savunma olarak görmemiştir.(33)

  1. Türkiye’deki yargı kararları

Unutulma hakkı ile ilgili Türk Mahkemeleri tarafından verilen ilk karar Yargıtay Genel Kurulu’nun 17.06.2015 tarihli bir kararıdır. Bu kararın konusu olan olayda “Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu” isimli kitapta cinsel taciz mağduru davacının ismine açıkça yer verilmiştir. Davacı bu sebeple manevi tazminat davası açmış ve yerel mahkeme bu talebi kısmen kabul etmiştir. Sonrasında yerel mahkemenin bu kararı temyiz edilmiş ve Yargıtay 4. Hukuk dairesi kararı bozmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu karar ile ilgili değerlendirmelerde bulunurken AB içtihat ve mevzuatına atıflar yapmış ve somut olayın unutulma hakkının Türk hukukundaki tanımına uygunluğunu değerlendirmiştir.(34)

      (32)Çelik, 402

      (33)Elmalıca, 1618

      (34)YHGK E. 2014/-56 K. 2015/1679 T. 17.06.2015

 

 

 

Unutulma hakkı ile ilgili Türk hukukunda alınan diğer bir karar ise Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru kararıdır. Başvurucu 1998 ve 1999 tarihinde hakkında yayınlanan gazete haberlerinin kaldırılması talebinin reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi yapmış olduğu değerlendirmeler sonucunda yukarıda bahsedilen 17.06.2015 tarihli Yargıtay Genel Hukuk Kurulu kararı ve AB Adalet Birliği Google kararına atıf yaparak bu başvuruyu kabul etmiştir.(35)

SONUÇ

Artan teknolojik gelişmelerle birlikte kişisel verilerin daha fazla tehdit altında olması durumu birey açısından kaygı oluşturmuş, devletler açısından da bu konuda hukuki bir düzenlemenin yapılması yükümlülüğünü doğurmuştur. Bunun sonucunda, Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası örgütler tarafından kişisel verilerin korunmasına dair hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Ayrıca bazı devletler kendi iç hukuklarında da düzenlemeler yapmıştır. Bu ülkelerden biri olan Türkiye 07.04.2016 tarihinde 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu ile kişisel verilerin korunmasının hukuki bir boyuta kavuşmasını sağlamıştır. Kişisel verilerin korunması kavramının diğer bir boyutu olan unutulma hakkı kavramı ise uluslararası yargı kararlarında yer almakla birlikte, Türk hukukunda Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi yargı kararlarında da mevcuttur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

      (35)Çelik, 405

 

KAYNAKÇA

  • Akgül, Aydın (2016) ‘Kişisel Verilerin Korunmasında Yeni Bir Hak: “Unutulma Hakkı” Ve AB Adalet Divanı’nın “Google Kararı” TBB Dergisi, S: 116, s. 18
  • Avcıoğlu, Nur Halet (2018) ‘Türk Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması Hakkı’ (Yüksek Lisans) KTO Karatay Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 10
  • Aydın, Sedat Erdem (2014) ‘AİHM İçtihatları Bağlamında Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu’ (Yüksek Lisans), İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 8
  • Büyükay, Yusuf (2004) ‘Hekimin Sır Saklama Yükümlülüğü’ AÜEFHD S: 1-2, C: 8, s. 384
  • Çelik, Yeşim (2017) ‘Özel Hayatın Gizliliğinin Yansıması Olarak Kişisel Verilerin Korunması Ve Bu Bağlamda Unutulma Hakkı’ Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S: 32, C: 8, s. 392
  • Çokmutlu, Metin (2014) ‘Türk Ceza Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması’ (Doktora Tezi), Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü s. 118
  • Elmalıca, Hasan (2016) ‘Bilişim Çağının Ortaya Çıkardığı Temel Bir İnsan Hakkı Olarak Unutulma Hakkı’ Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S: 65, C: 4, s. 1611
  • Gülener, Serdar (2012) ‘Dijital Hafızadan Silinmeyi İstemek: Temel Bir İnsan Hakkı Olarak “Unutulma Hakkı” TBB Dergisi, S: 102, s. 221
  • Kılınç, Doğan (2012) ‘Anayasal Bir Hak Olarak Kişisel Verilerin Korunması’ Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S: 61, C: 3, s. 1111-1112
  • Kutlu, Önder & Kahraman, Selçuk, (2017) ‘Türkiye’de Kişisel Verilerin Korunması Politikasının Analizi’ Siyaset, Ekonomi ve Yönetim Araştırmaları Dergisi, S: 4, C: 5, s. 53
  • Tekin, Nurullah (2014) ‘Kişisel Verilerin Korunması İle İlgili Türkiye’deki Kanun Tasarısının Avrupa Birliği Veri Koruma Direktifi Işığında Değerlendirilmesi’ Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, S: 4, C: 0, s. 243
  • YHGK E. 2014/-56 K. 2015/1679 T. 17.06.2015
  • Türk Ceza Kanunu <https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5> s.e.t. 18.02.2021

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir