UZLAŞMACI BİR ADALET SİSTEMİ OLARAK ONARICI ADALET KAVRAMI

UZLAŞMACI BİR ADALET SİSTEMİ OLARAK ONARICI ADALET KAVRAMI

ÖZET

Bu çalışmada, suç fiilinin gerçekleşmesi ile hem suçun mağduru hem de faili bakımından ortaya çıkan zararların telafi edici bir yaklaşımla ortadan kaldırılması gerektiğini savunan onarıcı adalet sisteminin mağduru iyileştirme, faili ise topluma kazandırma amacı ele alınmıştır. Bununla birlikte onarıcı adalet kavramının tarihsel süreç içinde toplumda var olan kültürlerdeki ve dinlerdeki rolü incelenmiştir. Yine bu kapsamda onarıcı adalet kavramı klasik ceza adaleti sistemi ile mukayese edilmiş ve Türk ceza adaleti sistemindeki konumuna yer verilmiştir.

 

Anahtar Kelimeler: Cezalandırıcı Adalet, Onarıcı Adalet, Suçun telafisi, Uzlaşma

 

GİRİŞ

Gelişen toplumun beraberinde getirdiği farklılıklar pek çok anlaşmazlık ile birlikte suç oranlarının da artmasına sebep olmuştur. Klasik ceza adalet sisteminde kişiler suç olarak gerçekleştirdikleri fiiller sonucunda cezaevine gönderilerek toplumdan tamamen uzaklaştırılmaktadır. Bu durum suçun neden olduğu zararların telafisi açısından bir fayda sağlamamakla birlikte ceza hukuku bakımından yeni bir anlayışın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bir suçun faili ve bu suçtan dolayı mağdur konumundaki kişiye karşı ortaya çıkan suçun telafisi bakımından farklı bir yaklaşım sergileyen onarıcı adalet anlayışına göre mağdur konumundaki kişinin korunması amaçlanırken suçun failinin de topluma tekrar kazandırılması amaçlanmaktadır. Adaleti sağlarken aynı zamanda suçun onarılması düşüncesine göre suçun işlenmesi sebebiyle ortaya çıkan fiziksel ve maddi hasarların yanı sıra fail ve mağdurun görmüş olduğu başka türlü zararlar da iyileştirilmelidir. Suçun neden olduğu ve hem faili hem de mağduru kapsayan duygusal ve psikolojik hasarlar, hatta mağdur ve fail konumundaki kişilerin arasındaki ilişkiler de bu iyileştirmenin kapsamında kabul edilmektedir. Onarıcı adalet uygulaması, suç fiilinin gerçekleştirilmesi sonucu oluşan zararların giderilmesinin ve adaletin sağlanmasının her iki tarafın da maddi ve manevi mağduriyeti göz önünde tutularak suçun sebep olduğu tüm olumsuzlukların telafisini amaçlamaktadır. Suçun yasal düzene karşı bir ihlal değil, topluma ve insani ilişkilere zarar veren bir davranış olarak kabul edildiği onarıcı adalet anlayışında zararın telafisinin toplumdaki güvenin tekrar sağlanması ve eşitlik duygusunun kişilere tekrar kazandırılması şeklinde olması gerektiğine inanılmaktadır.

  1. ONARICI ADALET KAVRAMININ TARİHTEKİ YERİ

Onarıcı adalet fikrinin devletler tarafından hukuki meselelerde uygulanması ve belirli ilkelere uygun olarak düzenlenmesi yeni olmakla birlikte bu kavram uzlaşma kültürü adı altında birçok dinde ve bölgede eskiden beri mevcuttur. Klasik ceza adaleti sisteminin ilkelerine karşı çıkarak onarıcı adalet sisteminin yeni bir alternatif olduğunu savunan ve onarıcı adalet sistemini kapsamlı olarak ilk inceleyen kişi Howard Zehr’dir. 1985 yılında Howard Zehr tarafından kaleme alınan “Cezalandırıcı Adalet, Onarıcı Adalet” adlı çalışma Amerika Birleşik Devletleri’nde Mark Umberit ve İngiltere’de Martin Wright tarafından incelenmiş ve kabul edilmiştir. 1970’li yıllarda ise ilk defa sistemli haliyle kullanılmaya başlanan onarıcı adalet kavramı Asya, Güney Amerika, Yeni Zelanda ve Afrika’da yaşamış toplulukların tarihinde de yer almaktadır. Bu bakımdan 1970’li yıllardan daha da öncesine dayanmakta olan onarıcı adalet anlayışının sistemleştirilerek uygulanmaya başlanması son 30-40 yıllık süreçte etkili olmuştur. 1974 yılında ise onarıcı adalet kavramı sistemleştirilmiş haliyle ilk defa ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Ontario şehrinde uygulanmıştır. Bu tarihten sonra Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı tarafından çeşitli programlarla onarıcı adalet uygulamaları desteklenmiştir. Avrupa’daki ilk onarıcı adalet çalışmaları 1981 yılında Norveç’te ortaya konulmuştur. Daha sonra Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler tarafından da bu adalet anlayışı desteklenmiştir. Onarıcı adalet kavramı 2004 yılında kabul edilen 01.05.2005 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile beraber Türk ceza adalet sistemine “uzlaşma” kavramı adı altında girmiştir.

  1. CEZALANDIRICI ADALET SİSTEMİ İLE ONARICI ADALET SİSTEMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Toplumda kişiler arasında meydana gelen birtakım uyuşmazlıklarda adaletin, uyuşmazlığın tarafları olan kişilerce sağlanmaya çalışılması çoğu zaman intikam alma ya da kan davası gibi durumlarla sonuçlanmaktadır. Bu sebepten devlet tarafından adaletin sağlanması ile taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde daha etkili ve sistemli bir adalet anlayışı ortaya çıkmıştır. Fail konumundaki kişinin gerçekleştirdiği suç fiili ile yasaları ihlal etmesi sonucunda devlet tarafından yaptırıma tabi tutulacağı için suçu devlete karşı işlediği kabul edilir. Suçun asıl mağdurunun devlet olarak kabul edildiği bu anlayış cezalandırıcı adalet anlayışı olarak adlandırılmaktadır. Cezalandırıcı adalet anlayışında mağdurun devlet olarak kabul edilmesi ile birlikte faile hak ettiği cezayı da devlet vermektedir.

Onarıcı adalet sistemi ile cezalandırıcı adalet sistemi arasındaki başlıca farklardan biri suçun kime veya kimlere karşı gerçekleştirildiğidir. Yukarıdaki cümlelerde de ifade edildiği üzere cezalandırıcı adalet sisteminde suçun mağduru devlettir. Onarıcı adalet sisteminde ise suç bir bireye veya bir topluma karşı gerçekleştirilmiştir. Cezalandırıcı adalet sisteminde failin devlet tarafından birtakım yaptırımlara tabi tutulmasındaki amaç caydırma ve yeni bir suçun oluşmasını engellemektir. Ancak onarıcı adalet sisteminde suçun telafisi amaçlanır ve suçun telafi edilmesi sadece failin görevi değil, hem mağdurun hem de failin görevidir. Yine bu iki sistem arasındaki en önemli farklardan biri de yaptırım hususundaki değerlendirmelerdir. Onarıcı adalet sistemi yaptırım uygulamalarının toplumdaki ilişkilerin aksamasına ve toplum içindeki uyumun ortadan kalkmasına neden olduğunu savunurken cezalandırıcı adalet sisteminde yaptırım kişinin suç işlemesini önleyen ve davranışlarını düzelten bir uygulama olarak kabul edilir.

 

  • TÜRK CEZA ADALET SİSTEMİ BAKIMINDAN ONARICI ADALET KAVRAMININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Onarıcı adalet sisteminin unsurlarından biri olan mağdur-fail arabuluculuğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen “uzlaşma” kavramı adı altında Türk ceza adalet sisteminde yer almıştır. Onarıcı adalet anlayışı mevzuatta yer aldığı ilk zamanlarda yeterince yaygın olan bir adalet anlayışı değildi. Ancak kanun koyucu “uzlaşma” kavramı adı altındaki onarıcı adalet kavramının kapsamının bilincindeydi. Söz gelimi, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 265. maddesinin gerekçesinde suçun onarılmasının ve uzlaşmanın adalet sistemindeki önemi şu şekilde açıklanmıştır: “…ceza adaleti yerine getirilirken, mağdurun tatmin edilmesini de ön plâna çıkarmış bulunmaktadır: Suça karşı sadece ceza yaptırımı yeterli değildir; zararın giderilmesi ve onarım en başta gelen amaç sayılmalıdır.” Yine gerekçenin devamında uzlaşma kavramı kısaca özetlendikten sonra; “Bu çeşit uygulamalara ‘onarıcı adalet’ denilmektedir” cümlesi yer almaktadır. Buna ek olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan uzlaşma kavramı, tarafların yargılama sürecini beklemeden mevcut uyuşmazlığı aralarında çözüme kavuşturması olanağı tanımaktadır. Tarafların kendi aralarındaki hukuki problemlerini çözüme kavuşturması yargının iş yükünü de hafifletmektedir. Suçun mağduru ve faili konumundaki kişiler tarafından uzlaşmanın gerçekleştirilebilmesi için çeşitli koşullar mevcuttur. Bu koşullar şunlardır;

  • Suç niteliğindeki fiilin uzlaşma kapsamında olması,
  • Suçtan zarar görmüş olan mağdur konumundaki kişinin gerçek kişi veya özel hukuk kişisi olması,
  • Uzlaşma teklifinin kabul edilmesi.

Uzlaşma kavramı çoğunlukla yargılama sürecinin sonucu ile ilişkilidir. Türk ceza adaleti sisteminde uzlaştırma ceza türünün değiştirilmesi, cezanın azaltılması veya infaz gibi kolaylıklar şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan bir düzenlemeye göre işlenen suç sebebiyle hapis cezasına mahkûm edilen fail Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesinde öngörülen şartların sağlanması ile hapis cezasının ertelenmesini talep edebilir. Burada asıl amaçlanan failin işlediği basit bir suç dolayısı ile özgürlüğünden yoksun bırakılarak bir ceza infaz kurumunda cezasını çekmesinin ortaya çıkaracağı olumsuz sonuçların önüne geçmektedir. Uzlaşmanın mağdur açısından faydaları incelenecek olursa mağdur kişi suçun faili ile doğrudan görüşme imkânı elde ederek suçun işlenmesinin sebep olduğu travma etkisini veya suç sebebiyle duyduğu acı ve elem durumunun fail tarafından hissedilmesi ve anlaşılması sağlanır.

SONUÇ

Onarıcı adalet, toplumda eşitlik ve güvenin sağlanmasını amaçlamakla birlikte hem mağdurun hem de failin yararını gözetecek telafi yöntemlerini savunmaktadır. Bu Hayvan Hakları katılım çerçevede klasik adalet sisteminde mevcut olan yaptırım uygulamaları yerine uzlaştırma ve iyileştirmenin tercih edilmesi, suçun mağdurunun ise devlet olarak değil, toplum olarak kabul edilmesi onarıcı adalet sistemini klasik ceza adaleti sisteminden ayıran en önemli farklardır. Türk Ceza Kanunu’nda ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan uzlaşma kavramı incelendiğinde onarıcı adaletin Türk ceza adaleti sisteminde de yer aldığı görülmektedir. Bunun yanında eski dönemlerde kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda uzlaşma kültürü olarak kabul edilen onarıcı adalet, bir süre sonra belirli ilkelere ve kurallara dayandırılarak bazı devletler tarafından da benimsenmiştir.

 

 

KAYNAKÇA

– Akçay, Püren, (2011) ‘Onarıcı Adalet Modeli Çerçevesinde Uzlaştırma Ve Çocuk Mahkemelerinde Uygulanması’ Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S: 9

– Akdeniz, Galma, (2019) ‘Onarıcı Adalet Yaklaşımı ve Kavramsal Temelleri’ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S:1 C:16

– Baytaz, Abdullah Batuhan, (2013) ‘Onarıcı Adalete Genel Bir Bakış’ Journal of Istanbul University Law Faculty, S:1, C:71

– Gökalp, Özge Tuçe, (2013) ‘Ceza Usul Hukukunda Uzlaşma’ Hukuk Ve İktisat Araştırmaları Dergisi, S:1, C:5

– Kaplan, Mahmut, (2015) ‘Onarıcı Adalet Ve Türk Ceza Hukukuna Yansımaları’ Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S:1 C:5

– Kırca, Deniz, (2009) ‘Geçmişte Kalan İnsan Hakları İhlalleriyle Yüzleşmek: Onarıcı Adalet Yaklaşımı Kapsamında Sivas Katliamı’ Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

– Köse, Serkan, (2012) ‘Ceza Muhakemesi Hukukunda Uzlaşma Kurumu’ Yüksek Lisans Tezi, Çankaya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

– Özyiğit Ayata, Özlem, (2009) ‘Türkiye’de Uzlaşma Kurumunun Yasal Çerçevesinin Ve Uygulamasının Onarıcı Adalet Prensipleri İle Değerlendirilmesi’ Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

– Tokdemir, Sercan, (2017) “Ceza Adaleti Sistemine Yeni Bir Yaklaşım: Tamamlayıcı Bir Sistem Olarak ‘Onarıcı Adalet’ Mekanizması” Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S:1-2, C:21

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir